Tüp Bebek Tedavisinde Bilinmesi Gereken 10 Detay

Başlığa tıklayarak istediğiniz bölüme gidebilirsiniz

Ne zaman doktora gitmek gerekir? 

tüp bebek tedavisinde bilinmesi gerekenlerKadının yaşı, tüp bebek tedavisinde oldukça yeri olan bir faktördür. Yaşı 35 ten küçük olan çiftin özgeçmişleri ve aile geçmişlerinde, bu konu ile ilgili herhangi bir riski bulunmuyor ise 1 yıl boyunca yapılan korunmasız ve düzenli cinsel ilişkiden sonra dahi hamilelik elde edilemediyse, vakit kaybetmeden doktor ile görüşmek gerekir. Aynı şartlarda kadının yaşı 35 ten büyükse 6 ay, 38 yaşından büyükse ve yumurtalıklarını olumsuz açıda etkileyebilecek kemoterapi veya yumurtalık ile ilgili herhangi bir cerrahi müdahale geçirmiş ise, erkekte de sperm değerlerini kötü yönde etkileyecek kemoterapi veya operasyon geçmişi bulunuyorsa, çiftler bir an önce vakit kaybetmeden doktora gitmelidir.

Tüp bebek tedavisinde sırası ile hangi testler yapılır? 

Kısırlık araştırması çiftlere eş zamanlı olarak yapılmaktadır. İlk adımda uygulanan temel tetkikler ise;

  • a. Erkeğe sperm testi,
  • b.Kadının yumurtlamasının araştırılması amacı ile kan (hormon) testleri ,
  • c. Kadının tüplerinin açık ve rahim içerisinin normal olup olmadığının görülmesi için testler. Bunun için en çok  ilaçlı rahim röntgen filmi ( Histero-salpinga-grafi, HSG) çekilmektedir.

Aşılama denenmeden, tüp bebek tedavisinin uygulanması doğru mudur? 

Kısırlık nedeni ile alakalı olarak bazı hastalarda, aşılama yapılmadan önce yumurtlama uyarısı veya aşılama gibi üremeye yardımcı olan yöntemlerin uygulanması gerekir. Bu grup hastalarda bir tek bu yöntemlerin başarısız olması halinde, tüp bebek tedavisinin uygulaması adımına geçilir. Ama belirli bir grup hastada ise, farklı tedavi yöntemlerin başarı sağlama oranı yok denecek kadar az veya hiç yoktur. Bu hasta gurubunda tüp bebek tedavisi daha çok ilk tercih olarak yapılmaktadır.

  • Her iki tüpü tıkalı olan kadınlar,
  • Erkekte sperm olmaması
  • 38 yaş üstü kadınlar, direkt olarak tüp bebek uygulanması gereken çiftlerdir.

Tüp bebek tedavi yöntemlerindeki yenilikler nelerdir? 

Tüp bebek tedavisinin yöntemleri ile uygulamaları, her geçen gün, gelişmeye devam eden teknoloji ile beraber gelişmektedir. Şuan için yeni yöntemlerden biri olan kabul edilen teknik, embriyoların dinamik takibidir. (Embriyoscope) Bundan sonra embriyolar, takip edildikleri sürece kısıtlandıkları bir zaman diliminde bulunan görüntüleri ile değil, her 15 dakika ile 20 dakikada bir 7 ayrı bölgeden alınan görüntülerinin birleşmesi ile ortaya çıkan videolarla inceleme altına alınır. Embriyoların kaliteleri, bu verilerin kapsamında belirlenmektedir. Buda şu anlama geliyor, bundan sonra embriyoların gelişimleri ile ilgili elimimizde çok daha fazla bilgi birikiyor. Tüp bebek uygulamalarının ilk başladığı zamanlardan bu yana, ilk defa embriyonun gelişimi ile ilgili bu kadar çok data toplayabildik ve elimizde bulunan bu bilgiler ise, oldukça değerli.

Yeniliklerle başarı şansı ne kadar artıyor? Bu soruya net bir cevap alabilmek için, biraz daha beklemek gerekmektedir. Belirtilmesi gereken bir şey var ki,  embriyonun seçimi için sunulan dinamik izleme yöntemi, gerçekten başarı elde etme oranını artırıyor.

Blastosist transferi nedir? Hangi durumlarda bu yönteme başvurulmalıdır? 

Günlerce gelişerek hücre miktarını artıran embriyolar, 5 gün sonra iki farklı hücre tipine ayrılarak, kendi aralarında bir çeşit sıvı depolarlar. Bu embriyolara ‘Blastosist’ ismi verilir. Ancak her embriyo, bu adıma gelinceye kadar gelişimine devam edemez. Bu dönemden daha kısa bir süre içerisinde gelişimi durur. Sadece o embriyoyu meydana getiren sperm, yumurta kaliteleri çok düşük olmaması halinde, embriyo gelişimine devam eder.

Gözlenen araştırmalar, blastosist evresine gelmiş embriyoların bile, bir kısmında hamilelik oluşumuna veya oluşan hamileliğin devam etmesine izin vermeyecek kadar az kaliteli hücrelerin içerdiğini göstermiştir. Fakat bu oran, erken zaman içerisinde gelişimini durduranlara oranla çok daha azdır. Bu durumun neticesinde; hastaya blastosist aktarmak, hamileliğin oluşma ihtimalini artırmak anlamına gelir. Hastaya ne kadar az embriyo aktarılırsa, blastosist transfer ederek hamilelik ihtimali de o kadar artmış olur. Bu sebepten dolayı, transfer miktarının azaltıldığı durumlarda, blastosist aktarmasının uygulaması, başarı elde edici bir etki yapar. Örneğin, Türkiye’de 2 yıl önce uygulanmaya başlayan yönetmelik, nakil edilen embriyo sayısına bir sınırlama getirmiştir. Bu uygulamanın sonucunda, tüp bebek ile ortaya çıkan çoğul hamilelikler, ciddi anlamda azalmıştır. Bu yeni durum bir takım  kliniklerin daha fazla blastosist naklinin artmasına sebep olmuştur.

Hastadan gerekli sayıda ve kalitede blastosist elde edilmesi halinde, uygulanan tedavilerin başarısız olması sebebi olarak embriyonun haricinde ki sebeplere yönelmek daha yararlı olacaktır.

Sperm seçimi esnasında uygulanan yenilikler nelerdir?

Spermin gerçek kalitesi, az önce ifade ettiğimiz gibi, onun kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel etkenlerden ne boyutta etkilendiği ile alakalıdır. Sadece şekli, yapısı ve hareketliliği anlamına gelmez. Artık sperm analizi yapıldığı zaman, embriyonun gelişimine etki edecek gerçek kalitelerinin durumu anlamaya çalışılmaktadır. Bu noktada asıl önemli olan konu, kalıtsal özellikleri en az seviye de hasar görmüş, ve hatta mümkünse hiç hasar görmemiş spermleri seçerek, yumurta hücresi ile bunların birleşmesini sağlayabilmektir.

Sperm hücresinin yüksek oranda büyütmede seçilmesi (IMSI), bir takım moleküllere baş bölgesinin bağlanması veya bağlanmaması yolu ile seçimleri (PICSI veya MACS benzeyen yöntemler) bu amaç doğrultusunda kullanılmaktadır. Maalesef, bu seçim yöntemlerinin geçerli olması, tam anlamı ile ve en doğru bilimsel yöntemler ile şuan için kanıtlanmamıştır. Bu sebepten dolayı, daha fazla zamana ihtiyaç duyulur. Ancak yine de, bu çeşit yenilikleri kullanarak, hastaların hamile olma olasılıklarını arttırmak amacı ile çok sayıda merkez bulunmaktadır.

Genetik incelemelere ne zaman yapılır?

Genetik incelemelere net olarak ihtiyaç duyulan anlardan birincisi, ailede kalıtsal yol ile geçen, doğacak bebeğe bulaşabilecek ve sorumlu kromozom veya gen bölgesinin bilindiği durumlardır. Bu bölge veya kromozomlar, embriyoların üzerinde incelenerek, hastalıklı olmayan embriyolar aktarılır. Bir diğer durum ise, yenilenen hamilelik kayıplarıdır. Bu demek oluyor ki, arka arkaya düşük yapma durumları veya hamilelikte başarılı olamama durumlarıdır. Belirtilen her iki durumda da, bazı zamanlar, embriyoların genetik olarak sorunlu olmaları, problemin temeli olabilir. Bu sebep ile, çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan hemen öncesinde, detaylı bir şekilde tahliller yapılarak, embriyoların genetik sorunları haricinde aynı probleme sebep olabilecek başka sebepler ayıklanmalıdır.

‘’Eve Canlı Çocuk Götürme’’ oranı nedir?

Bu oran yaklaşık %30 civarındadır. Hastaları ilgilendiren ana değerin de sonuncusu olması gerekir.

Yapılan 3 denemede istenilen başarının sağlanamamış olmasının sonucunda, aileler için hamilelik yakalama olasılığı ne yazık ki çok arttırmamaktadır. Embriyo transferi yapılmadan önce genetik araştırma, laboratuvar koşullarında suni ana rahimi oluşturulması, sperm seçim yöntemlerinde değişiklikler yapılması gibi kombine uygulamalar yapılmaktadır. Ancak yapılan bu tekniklerin sonucunda, başarının ciddi  oranda yükseldiği ile alakalı kanıtlanmış yeterli bir ispat şuan için bulunmamaktadır.

Dondurma tekniğinde son aşama nedir?

Şuan için, 2 değişik dondurma yöntemi kullanılmaktadır. Bunlar yavaş ve hızlı dondurma teknikleridir. Bundan 5 yıl öncesine kadar yavaş dondurma yönteminin kullanımı daha revaçta iken, bugün için hızlı dondurma yöntemi daha çok tercih edilmektedir. Bunun sebebi ise, bu teknik ile embriyoların tamamının, yani bütün hücrelerinin hiç zarar görmeden canlıklarını olduğu gibi devam ettirmeleri şansının, diğer yönteme göre daha çok olmasıdır. Bu durumda, direkt olarak başarı oranlarına etki etmektedir.

Dondurma tekniği için başvuran çiftlerden alınan izlenimler, dondurma ve çözdürme işlemlerine biraz çekingen yaklaşmaları ile alakalıdır. Halbuki tüp bebeğin geleceği, bu dondurma ve çözdürme işlemlerinde gizlidir. Bunun dışında dondurma tedavilerinin bir diğer başka avantajı da, bazı durumlarda yumurtalıkların uyarıldığı tedaviler içerisinde kullanılmış olan ilaçlar yumurtaları büyüterek, rahim dokusunda bulunan embriyoyu kabul etme mekanizmasına hasar vermektedir. Halbuki dondurma tedavilerinde, rahim dokusu zarar görmez iken, aynı zamanda embriyoyu kabul eden mekanizma da herhangi bir hasar görmemiş durumda kalmaktadır.

Kısacası, dondurma teknikleri, merkezlerin sağlamış olduğu toplam başarıları oranlarında önemli bir yer tutmaktadır.

Tüp bebek denemesi kaç kez tekrarlanmalıdır? 

Tüp bebek denemesi, çiftlere ve durumlarına göre değişkenlik gösterir. Deneme sayısının kesin olarak bir miktarı bulunmaz. Yani 3 veya 5 denemeden sonra yapılamaz, yapılsa da hamilelik elde edilemez siye bir kuralın varlığı söz konusu değildir. Ancak ortalama olarak en fazla 3 defa denenmesi gerekmektedir. İstatistiksel olarak, tüp bebek tedavisine başvuran anne ve baba adaylarının %95’i tedaviyi 3 defa tekrarlamalıdır. Geri kalan %5’i içinse herhangi bir sınıra gerek yoktur. Tüp bebek merkezine başvurarak hamileliği gerçekleştiren bir çift, hamile kalmadan önce, dışarıda 15 ile 18 arasında deneme yapmıştır. Bu bahsedilen çift, az önce belirttiğimiz % 5 olan dilimin arasında yer almaktadır. Ancak bilimsel yayınlar gösteriyor ki, tüp bebek tedavisini uygulayan çiftlerin % 95i,  ilk 3 denemenin ardından hamile kalma olasılığını, önemli ölçüde kaybetmektedir.

Kişiye özel tüp bebek tedavisi, gebelik takibi, tüp bebek, kadın hastalıkları, ilaç kullanım eğitimleri,  ve daha bir çok konuda hızlı ve doğru bilgi almak için Youtube sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Jinekoloji,  tüp bebek, gebelik ve üreme immünolojisi sayfalarımızdan merak ettiğiniz konulardaki makalelerimize ulaşabilirsiniz.

İletişim

Adres: Birgen İş Merkezi, Bağdat Cd. No:226/4, 34730 

Göztepe – Kadıköy / İstanbul

WhatsApp Danışma Hattı: 506  065 15 00

Muayenehane: 216 302 55 99

E-Mail: ulun@drulunulug.com

Mesajınız mı var?